Türkiye’de kadın olmak ve kadın cinselliği

Evet, büyük tabu ve bir nevi de kanayan yaramız olan bir konu. Ataerkil düzende kadınların cinselliğinden utandırılması ama erkeklerin her ne durumda olursa olsun kibirli ve gururlu şekilde yaşadığı bir başlık bu. Dinimizin ve kültürümüzün de etkisi ile cinsellik yüzyıllardır kadının azaltmaya, erkeğin de arttırmaya çalıştığı bir kavram dışarıya karşı.

Uzmanların yaptığı araştırmalara göre kadın erkek aldatma oranları aynı ama sokağa baktığımızda inşalar erkeklerin daha çok aldattığını söylüyor. Bunun başlıca nedeni; bunu yapan kadının taşlanması ve dışlanması iken, erkeğin yapmasının normal ve affedilebilir olduğu algısı.

Ülkemizde çoğu erkekte cinsel sorunlar görülüyor. Bunlar sadece cinsel organla alakalı değil aynı zamanda kadın vücudunu tanımama, sevişmeyi, öpüşmeyi bilmeme ve kadın ruhundan anlamama sıkıntıları. Ama erkeklerin bunu kabul edip geliştirmeden, inkar ederek kadına psikolojik ve cinsel şiddet uygulaması yaygın olarak gözüküyor. Bunun üzerine de cinsellikten zevk almayan, karşındakini arzulamayan ve kendini net ve rahat ifade edemeyen kadınlarda cinsel isteksizlik veya vajinismus sorunları görülüyor. Yani bu kısır döngü mutsuz bireyler ve toplum yaratıyor.

Kadın ve erkeğin anatomisini bilmeden, farklılıklarını hiçbir zaman öğrenmeden sevişmeye çalışan iki bireyin de bir de üstüne bu konuyu konuşmaktan kaçması ve utanması tam bir facia doğuruyor. Bu nedenle de mutsuz ilişkiler ve ten uyumsuzluğu yüzünden boşanan evli çiftlerin sayısı bir hayli fazla.

Öncelikle dilin değişimi şart. Hala ”alma”, “verme”, “becerme” gibi laflar sokak ağzında yaygın olarak kullanılıyor. Bu da kadının erkeğe bir şey sunduğu verdiği erkeğin ise alıp, kazanıp, sahip olduğu algısını yaratıyor. Bu nedenle erkekler skor kazanmış algısı yaratılıyor. Bu yanlış. Bu içi boş, yüzeysel ve skor odaklı cinsel alışkanlıkları arttırıyor. Tabii ki böyle yaşamak isteyen kadın erkekler var ve olmalıdır da ama bunu tercihle yapmalılar, erkekler çok kadınla beraber olmalı, kadınlar ise az erkekle beraber olmalı dayatması ile değil.

Kadının reglisinden utandırılırken, erkeğin sünneti için kutlama ve partiler yapılması…

Kadının göğüsleri çıkınca, kadınsı hatları oraya çıktığında ve regli olmaya başladığında kadına hemen “Aman aman ayıp kapat” denip bunun ayıp ve utanılacak bir şey olduğunu göstermek. Erkeğe ise “Soyun, dökün, kas yap, mastürbasyon yap, git o kızı sıkıştır elle” diye davranılması…

Kadının, kocasının cinsel sorunu yüzünden utanç ve suçluluk duyması

Maalesef bazı evlilik ve ilişkilerde adamın kadın üzerinde yarattığı baskı ve otorite yüzünden, kadın zevk almasa da veya rahatsız olsa da eşine baş kaldıramıyor, cinsel sorununu erkeğe yüzleştiremiyor çünkü erkek penisini egosuyla birleştirdiği için bu konuşa başarısız olmak demek onun için ölmeye eşit. Bu konuda eksik ve başarısız olduğunu kabul etmektense kadına saldırmak veya ilişkisini bitirmek çok daha az hasar verici bir durum onun için. Çünkü “erkeklik” diye diye büyüdüğü şey, onun toplumad konum ve güç almasına da vesile olan bir şey onun algısında.

Bu nedenle boşanma veya aldatılmada erkek cinnet geçirip kadını öldürüyor ve mahkeme “erkeklik gururuna saldırı” indirimleri yapıyor. Peki ya kadınların gururu yok mu? Neden hala kadın, erkek ayrımı yapılıyor? Bir kadın, bir adamın çocuğuna hamile iken o adamın kadını aldatması çok mu kabul edilebilir? Bir erkek bir kadını tatmin edemiyor diye aldatınca erkek cinnet geçirip kadını tehdit ediyor ama tamtersi durumda neden kadının ”susup, kabul etmesi” bekleniyor toplum tarafından?

Bu iki yüzlülük ile ve cinsiyetçi yaklaşımla daha birçok nefret ve sözde “aşk” cinayetlerini duymaya devam edeceğiz maalesef…

Benzer şekilde iki kadının aşk yaşaması ve iki erkeğin aşk yaşanmasına da bakıldığında, erkekler toplum tarafından çok daha fazla kınanıyor. Neden? Çünkü bu eylem bir küfür ve eziklik gibi görülüyor. Erkek için ve erkeğin kadına sahip olduğu ve hükmettiği bir eylem algısı yaratılıyor. Doğal, iki tarafın da üreme içgüdüsüyle ve keyif alarak yaptığı bir aktivite olarak görülmüyor ve eşcinsel birliktelik yaşayan erkekler “ezik” ve “tam erkek değil“ olarak sınıflandırılıyor.

Penise yüklenen aşırı anlam ve iktidar savaşı

türkiyede kadın olmak

“Erkek ağlamaz, penis en büyük silahtır” gibi boş ve şiddet içerikli laflarla büyüyen daha doğrusu beyni yıkanan bireylerin de doğal olarak karşı cinsle sağlıklı ilişki kurmaları, eşit değerde ilişkiler yaşamaları ve duygularını-korkularını düzgünce ifade edebilmelerini beklemek çok uç bir hayal olur.

”Sen annesin” baskısı

O anne ama önce birey, o baba ama önce birey ! Bir insan evlendi ve çocuk yaptı diye o role yapışıp kendini adamasını beklemek çok yanlış. Bir insan bir ilişkiye başladı diye o ilişkide son nefesine kadar kalmak zorunda değil! Evlilikte de! Bir şeylerin bitmesi dünyanın sonu değil çünkü eğer artık iyi gelmiyorsa. Aynı şekilde bir insan çocuk yaptı diye hayatını tamamen o çocuğa adamak ve kendi mutluluklarını yok etmek zorunda da değil.

Tamam sen annesin artık tek eşin kocan, başka adam ayıp olur denirken, erkekler için sen keyfine bak denmesi yine toplumun ikiyüzlülüğüdür.

Aynı şekilde çalışan anne babanın, çocuğa bakım görevinde eşit olması normal bir şeydir. Ev işinde de benzeri şekilde… Ama buna rağmen erkeklerin kadınla eşit yapınca alkış tutulması yine bir tutarsızlıktır.

Eskiden erkeğin parası , kadının güzelliği algısı daha yaygındı. Şimdi kadının parası ve erkeğin de güzelliği algısı popülerleşti. Erkekler epilasyınlara gidiyor, manikür yaptırıyor, soor salonlarından çıkmıyor. Çünkü artık para ve başarı yetmiyor. Aynı şekilde kadınlar çalışıyor, kazanıyor, kendi ayakları üzerinde duruyor çünkü artık güzellik yetmiyor. Çağ değişti ve artık kadın-erkek farkından çok sen bir bireysin ve kendi ismine sahip çıkmalısın.

Benim toplumda cinsellik için şahsi önerim: Kesinlikle Rayka Kumru’nun da dediği gibi cinsellik eğitimi çok küçük yaşlardan itibaren (kreş) okullarda verilmeye başlanmalı. Çocuklar kendi vücutlarını tanımalı ve öğrenmeli. Sınırlarını bilmeli ve korumalı.

Aynı şekilde ergenlikte kendini ve birbirini keşfetme olayı güvenli ve sağlıklı adımlarla desteklenmeli ve ayıp, günah demeden doğru yollar gösterilmeli, kaynaklarla desteklenmeli ve saygı-güben-iletişim üçlüsü ile gençler yönlendirilmeli.

Farklı cinsiyet, yaş, ırk, cinsel yönelim gibi konularda zorbalıkların önüne geçilmeli ve her zaman herkese önce insan olduğu için değer verilmeli ve saygı duyulmalı.

Çocuklar 18 yaşına gelmesi beklenameden kendi doktoruna gidip, sadece cinsel alanda değil her alanda kendi vücudu ile ilgili özel ve kişisel hizmet alabilmeli ve gerekmedikçe bu aile ile paylaşılmamalı be bireysel kalmalı.

Bu konuda konuşacak daha çok şey var ama şimdilik bu kadar da bırakayım 🙂

Spotify’da takip ettiğim “Umarım Annem Dinlemez” podcastinde de birçok Türk kadınının bu konudaki deneyim görüş ve anılarını dinleyebilirsiniz. Kendiniz ile çok benzer ve ilginç hikayeler bulacağınıza eminim.

Karya Öktem

Karya Öktem

Kadintr yazarı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

şehirler arası nakliyat - İstanbul evden eve nakliyat